özgenin web sitesi - Blogcu


<

ÖLÜMSÜZ AŞK

Genç kız yine acılar içinde odasında yatıyordu. Henuz hayatının baharında ölümle yüz yüzeydi. Babası onu kurtarmak için gazetelere ilan vermiş, para teklif etmişti. Ama onun kalbinin teklemesi değil, kalbinin içindeki sızı ilgilendiriyordu. Sevdiği aklına geldi bir damla yaş daha döküldü gözlerinden. Ayrıldıklarından beri tam beş çile dolu yıl geçmişti. Aslında sevgilerinin arasına o kahrolası para girmişti. Hatırlıyorduda sevdiği ona birkeresinde:
- Ben zengin değilim belki ama seni seven bir kalbim var. Sana sadece onu verebilirim, demişti.

Zaten sevgiye muhtaç birisi başka ne isteyebilirdiki. Kendisini sevmesi yeterdi.O en çok Saçlarının dökülmesine üzülüyordu. Çünkü sevdiği öpmüş koklamıştı saçlarını. Her dökülen saç yüreğine bir hançer olup saplanıyordu. Şimdi tek isteği sevdiğinin son anlarında yanında olmasıydı. Ne olurdu onu birkez daha görebilse, onu birkez daha koklayabilse.Bu düşünceler arasında uykuya daldı.

Babası heyecanlı bir şekilde kızının odasına girdi. ` Müjde kızım,kalp bulundu ` dediğinde kızının bir peri güzellliğinde, sevdiğinin özleminden ıslanmış yüzüne baktı ve çıktı odadan...

Genç kız, bir hafta sonra kendine geldiğinde sanki başka bir dünyadaydı. İçinde acaip bir his vardı. Sanki bu dünya ona çok farklı gelmişti. Aklına yine sevdiği geldi. Kalbi eskisinden daha hızlı atmaya başladı. Kalbi değişmişti ama sevdiğini eskisinden daha çok sever olmuştu.

Bir gece ansızın uyandı uykusundan kalbi çok hızlı atıyordu. Bu durum sürekli böyle devam etti.Doktora gitti, durumunu anlattı. doktor:
- Bir aya kalmaz geçer, demişti.
Ama aradan aylar geçmesine rağmen durum aynıydı.

Birgün bahçeye çıktı Çiçekleri seviyordu. Kırmızı güllerin yanına gitti. Kalbi hızlı hızlı atmaya başladı. En çok . kırmızı gülleri severdi. Çünkü sevdiği ona benzediğini söylerdi hep. Birden kapı çaldı. Kapıyı açtı kimse yoktu. Yere baktı bir mektup vardı ve onaydı. Mektubu açtı ve kalbi hızlı hızlı atmaya başladı. Bu onun kokusuydu. Koltuğuna zarzor oturabildi. Zarfın içinden mektubu titreyen ellerle çıkardı ve okumaya başladı :
` Sevdiğim, bugün . sevdamızın altıncı yılı. Seni hep sevdim. Seninle ayrılmak zorunda kaldığımızdan beri, bir kalbe iki sevginin sığmayacağını bildiğimden ne birini sevdim ne de evlendim. Her günüm çile ve azapla geçti. Hergün sana şiirler yazdım, hergün şiirlerimi okudum ve hergün ağladım. Tam beş yıl boyunca hergün yazdım, okudum, ağladım. Birgün önüme bir fırsat çıktı. Bu fırsatı reddedip kendime daha fazla haksızlık edemezdim. Belki seni unuturum diye senden çok uzaklara gittim. Ama şimdi seni daha çok özlüyorum. Her gece yanına geliyorum o masum yüzünü okşuyor yanaklarına öpücükler konduruyorum, sen uyanıyorsun benim geldiğimi anladığını sanıyorum ama sen o tatlı uykuna geri dönüyorsun. Sevdiğim hep ben geldim senin yanına artık sen gel olurmu. Kırmızı güllerimize iyi bak. Ve artık unutma içinde seni senden daha çok seven bir kalbin var artık. Ona iyi bak olurmu. Kırmızı güllere ve kalbimize iyi bak. Seni yanıma gelene kadar bekleyeceğim sevdiğim Hoşçakal...`

.

Seviyor Mu, Sevmiyor Mu
Günlerden bir gün, evrenin bir noktasında, küçük bir tırtıl gözlerini hayata açmış.      
    Doğal içgüdüleri ile hemen beslenmeye başlamış. Ne bulursa yemiş. Bir süre sonra, yeterince büyüdüğünde, kendine güvenli bir yer bulup, bir koza örmeye başlamış.      
    Bu kozanın içinde geçirdiği uzunca bir sürenin sonunda da, rengarenk kanatlı bir kelebek olup çıkmış.      
    Minik kelebek, uçabiliyor olmanın da verdiği mutlulukla uçmaya başlamış.      
    Dağlar tepeler aşmış, ormanın her yerini dolaşmış. Derken bir vadiye gelmiş.    Rengarenk çiçeklerin bulunduğu bir vadiye.      
    Etrafına şaşkın şaşkın bakarken,vadinin öbür ucunda bir papatya görmüş.      
    Bir anda afallamış. Ne düşüneceğini,ne yapacağını bilememiş.      
    İçinden "Ne muhteşem bir çiçek" diye geçirmiş.      
    Ve vakit kaybetmeden . yüzlerce renkli, hoş kokulu çiçeğin üzerinden geçip doğruca onun yanında almış soluğu.     
    "Merhaba" demiş papatyaya, "Sizi uzaktan gördüm ve yanınıza gelmek istedim."      
    Nazlı papatya şöyle bir bakmış konuğuna ve "Merhaba" demiş, "Ben de yalnızlıktan sıkılmıştım zaten."
Ve konuşmaya başlamışlar. Kelebek ona hayat hikayesini, nerede dünyaya geldiğini, geçtiği ormanı, tepeleri . anlatmış.      
    Papatya da ona kendinden bahsetmiş. Birbirlerinden gerçekten hoşlanmışlar. Kelebek bütün zamanını papatyayla geçirmiş.      
    Gece olunca beraber yıldızları ve ateş böceklerinin danslarını seyretmişler.     
    Gündüz olunca kelebek, kanatlarıyla papatyayı güneşin yakıcı ışınlarından korumuş.      
    Minik kelebek papatyayı çok sevmiş. O kadar çok sevmiş ki, bir türlü onun yanından ayrılamamış.      
    Papatyanın da onu sevip sevmediğini merak ediyormuş.    
    Ama cesaret edip de bunu papatyaya söyleyememiş bir türlü. Onu kırmaktan, incitmekten, bu yüzden kaybetmekten korkmuş.      
    Papatya da kelebeği çok sevmiş ama o da bir türlü söyleyememiş sevgisini.      
    Duygularının karşılığının olmayacağından, bu yüzden kelebeği kaybedeceğinden korkmuş.      
    Böylece iki sevgili yan yana, ama sevgilerini paylaşmadan sürekli sohbet etmişler.Böylece saatler saatleri kovalamış.
    
    Günler geçip de, kelebek artık zamanı kalmadığını, gücünün tükendiğini anlayınca, papatyaya dönmüş ve
"Üzgünüm, ama senden ayrılmam gerekecek" demiş.
    
    Papatya buna bir anlam verememiş. "Neden" demiş. "Yoksa benim yanımda mutsuz musun?" "Hayır," demiş kelebek.
    
    Bilakis, sen benim hayatıma anlam kattın. Fakat biz kelebeklerin ömrü sadece üç gündür.
Ve ben de ömrümü tamamladım. Artık kelebeklerin hiç ölmediği bir yere gitmeliyim.
    
    Papatya bu duruma çok üzülmüş. Ama yapacak bir şey yokmuş zaten.
    
    Kelebek artık hiç gücünün kalmadığını, daha fazla tutunamayacağını fark ettiğinde, son bir gayretle papatyaya "Seni seviyorum" diyebilmiş ancak.
    
    Papatya donakalmış. Sadece "Ben de..." diyebilmiş kelebeğin arkasından.
    
    Ardından da gözyaşlarına boğulmuş. İçinden "Keşke onun da beni sevdiğini bilseydim.    Keşke onu sevdiğimi söyleyebilseydim." diye geçirmiş.
    
    Papatya, sevdiğinin onu sevdiğini bilmeden geçirdiği günlerin acısına dayanamamış.
    
    Bir süre sonra yaprakları önce solmuş, sonra da dökülmeye başlamış.
    
    Her düşen yaprakta papatya, içinden "Seviyormuş" diye geçirmiş.
    
    İşte o günden beri, bunu bilen aşıklar, sevgililerine soramadıklarını hep papatyalara sormuş.
    
    
Seviyor Mu, Sevmiyor Mu diye...

.

Yarım Kalan Aşk

 Rasim, bir akşam okuldan döndüğü vakit, kendi ismine gelmiş bir zarf buldu. İçinde, çiçekli bir kağıt üstüne, şu satırlar yazılıydı:

"Rasim Bey, Ben sizi uzaktan uzağa seven bir genç kızım. Çok güzel olduğumu korkmadan söyleyebilirim. Dünyada en büyük emelim sizin tarafınızdan sevilmek ve sizin karınız olmaktır. Fakat yaşlarımız çok küçük olduğu için zannederim ki birkaç sene beklemek gerekecek. Şimdilik kendimi size tanıtmayacağım. Mektuplarınızı ..... adresine taahhütlü olarak gönderiniz. Benim çok mutaassıp bir beybabam vardır ki, çok az sokağa çıkmama müsaade eder. Bununla birlikte belki bir gün ayaküstü görüşebiliriz. Kendimi şimdiden sevgiliniz ve nişanlınız saydığım için sizinle görüşmeyi fena ve ayıp bir şey saymıyorum. Evde yalnızlıktan çok canım sıkılıyor. Mektuplarınız benim için bir teselli olacaktır."

    On altı yaşına gelmiş her okul çocuğu gibi, Rasim için de hayatta sevilip sevmekten daha önemli bir şey yoktu. Bu mektubu okur okumaz yüreğine bir ateş düştü. Tanımadığı bu kızı deli gibi sevmeye başladı. O gece sinemaya gidecekti, vazgeçti, erkenden odasına çekilerek kendisini seven bu genç kıza uzun bir mektup yazdı. Mektubu posta kutusuna attığı zaman birdenbire on yas büyümüş gibi gurur duyuyordu.

    İsminin Bedia olduğunu söyleyen bu genç kız, Rasimin mektuplarına düzenli olarak cevap veriyor, eğer bir iki gün geciktirecek olursa kıyametleri koparıyordu.

    "Sizi ne kadar sevdiğini ve sizin mektuplarınızdan başka tesellisi olmadığını söyleyen bir zavallı kızın gözlerini yollarda bırakmak doğru olur mu? Hem mektuplarınızı çok kısa yazıyorsunuz. Bir rica daha: Mektuplarınızı biraz okunaklı yazıyla yazamaz mısınız?"

    Genç okullu, akşamları erkenden odasına kapanıyor, sevgilisine kendini beğendirmek için saatlerce müsveddeler yaparak, kitaplar gibi uzun mektuplar yazıyordu.

    Bedia aynı zamanda meraklı bir kızdı. Bazen şöyle sorular sorduğu da oluyordu:

    "Evlendiğimiz zaman balayımızı geçirmek için acaba İtalyaya mı gidelim, İsveçe mi? Bu iki memleket acaba nasıldır? Halkı nasıl yaşar ne iş görür? Oralara gitmek için hangi denizlerden hangi memleketlerden geçilir?" Yahut da "Sen Abdülhak Hamit Beyin Esberini okudun mu? Nerelerini en çok beğendiysen yaz da ben de okuyayım...

    "Genç okullu, nişanlısına karşı küçük düşmemek için, coğrafya ve edebiyat kitapları karıştırıyor, onun istediği bilgiyi toplamak için günlerce çırpınıyordu.

    Bedia bir mektubunda ona şöyle darıldı: "Sizinle muhakkak görüşmeye karar vermiştim. Dün okul dönüşünde yolunuzu bekledim. Fakat bir genç kızın sevgilisi olduğunuzu hatırlamamış, çok fena giyinmiştiniz. Üstünüz başınız, ayakkabınız çamur içindeydi. Çocuk gibi arkadaşlarınızla mı boğuştunuz acaba? Bunu görünce sizi mahcup etmekten korkarak yanınıza gelemedim."

    Rasim fena halde utandı ve üzüldü. O günden sonra olağanüstü dikkat ve özenle giyinmeye başladı. Bedia bir kere de onun okuldan çıkar çıkmaz eve gitmemesinden, geceye kadar sokakta dolaşmasından şikayet etmişti. Acaba kendisi evde onun için ağlarken, o, başka kızların peşinde mi geziyordu?

    Rasim dünyada Bediasından başka hiçbir kızı sevemeyeceğini yeminlerle yazdı ve sokakta dolaşmaya, . tesadüf ettiği kızlara göz ucuyla bile bakmaya cesaret edemez oldu. Bir akşam, Rasimin annesi Nedime Hanım kocası Ahmet Beyi matemli bir çehre ile karşıladı, ağlamaklı bir tavırla:

    "Ah Bey, başımıza gelenleri sorma. Oğlumuza Bedia isminde bir kız musallat olmuş. Bugün Rasimin odasını düzeltirken mektuplarını buldum. Evladımız elden gidiyor. . Bir çare bul."

    Ahmet Beyde hiçbir meraklanma işareti görünmüyor, tersine kıs kıs gülüyordu. Sesini alçaltarak:

    "Korkma Hanım," dedi, "oğlana aşk mektuplarını yazan kız benim! Oğlandaki haylazlık arttıkça artıyordu. Ne okuldaki öğretmenler, ne ben, bütün gayretimize rağmen, ona doğru dürüst yazmayı bile öğretemiyorduk. Nihayet düşüne düşüne bu çareyi buldum.

    Rasimin kıza yazdığı mektuplar sayesinde yeni yazıyı mutlaka öğreneceğinden ve bu sene sınıfı geçeceğinden eminim. Doğrusunu istersen, ben de eski yazıyı bir zamanlar sana mektup yaza yaza öğrenmiştim."

.

At Suratlı Adlı Fıkrayı Okuyorsunuz...

köyde bir dolma nenediye yaşlı kadın vardı .
köye gelen gelinlerin hepsinde bir noksanlık bulur onları o isimle cağırırmış .
örnek naylon rebiye .kel sevimgibi.
Köyün ağası oğlunu evlendirip köye yeni bir gelin getirecekmiş .
Dolma neneyi davet etmiş yedirip içirdikten sonra demişki .
Bak dolma nenesakın bizim geline lakap takma ad takmıyasan dolmanene yo viş oğul ele şey olurmi ben heç bir gusur bulmam demiş ve ayrılmış.ağa düğünü yapmış gelini getirmiş dolma neneyi çağırmış.
dolma nene nasıl gelin demiş.dolma nene oğul ben gelini ey buldum güzel buldum.amma aşşaği mehlenin garilari at suratli demeseler

 

Hani Dünya Dönirdi Adlı Fıkrayı Okuyorsunuz...

horasan gerekköyli rıza emmiyle köylülerden biri havadan sudan konuşurlarken konu döner dolanır
dünyanın nasıl döndüğüne gelir.
ve köylü sorar.
yav rıza emmi ambu dünya dönir diyiller ecep nasi dönir.
rıza emmi cevaplar.
yoh ola yoh yalan söyliyiller dünya dönirse adana heş niye bizim buraya gelmir.

 

TEYO ÇERMİKTE Adlı Fıkrayı Okuyorsunuz...

TEYO ÇERMİKTEteyyo pehlivan kahvede oturmuş maceralarını anlatıtormuş.Varra düneyin sabah çermige gettim bir güzel yıkanirdim.bir ara havale geldi dedim az soyuhluğa çıkim bir hava alim.Az sora bir bahtım bir bağırti bir cıvılti diyillerki Teyo yetiş çermikte it balıği var.Hemen içeri girdim bir bahtımki ne görim çermigin içinde bir it balıği gatmış milleti öüne herkes havarınan bir yana gaçir.Bir herslendim sorma getsin.Dedim ben şimdi sene gösterirem ermeni döli seni.Suya atladığım gibi it balığının peşine düştüm.Urus tohumi nasi gaçir bir görsez.Neyse o gaçti ben govaladım, o gaçti ben govaladım bir bahtımki ceberitarık boğazından çığmışam.Balığın anlına kaligiminen iki tene vurdum geberdi.O ara bahtım cep tilifonum çaldi.Arıyan bizim Ceyar mış.Dedi teyo gendin çoh özlettin epeydir görüşemirıh.Bah SUELIN yengen sene hıngel yapmış tez bize yemege gelesen.Neyse atladım taksiye on degge sora emerikada ceyarın evindeyem SUELIN yencede bir hıngel yapmış sorma hele gedayıf dolması nefis olmuşdi.O ara yine cep tilifonum çalmasın mi bahtım bizim Hasangalasından arirlar.Dedim ola ne oldi.Dedilerki teyo tez yetiş galanın üstünde bir urus uçaği var gelir gidir galayi bumbalir.Belediye otobosuna atladığım gibi on degge sora galaya vardım.Bahtım urus piloti kara gözlükli malakan bir pilot elini uçağın camından çıhartmiş ağzında cigara dali galayi bombalir gidir gelir bombalir.Yerden bir gaya aldım salladım salladım pilotun gözünün tumbuna savurdum.Alnını tasına gayayi yedıği gibi uçaği düşti.Dedim ula benim emerikada olmami fırsat bilip galayi bombalamak neymiş gördizmi urus dölleri sizi.

 

hükümet erzurum Adlı Fıkrayı Okuyorsunuz...

hükümet erzurum a bir yazı gondermiş:

- kışın soğuk geçeceği anlaşılmaktadır. kullandığınız yakıtın cinsini, kod numarasını ve stok durumunu acele bildiriniz.

erzurumlu bir koy muhtarı da hemen ankara ya cevap yazmış:

- yakıtımız pohtir... numarası yohtir... stokumuz çohtir...

BURDAYIM DOKTOR BEY Adlı Fıkrayı Okuyorsunuz...

Adamın biri eşiyle beraber doktora gitmiş ayağında bır ağrı oldugundan dolayı filmi çekilmiş derhal doktorun yanına gitmişler tabi filmler(sken)daha dokturun eline ulaşmamış.doktora filmi çektirdiğini söyler,doktorda hemşireye; kızım nerede bunun skeni diye sormuş.Eşinin yanında durmakta olan erzurumlu;  burdayım doktor bey diye atılır.
Bu gerçek bir olaydır

 

Sen Söyle Adlı Fıkrayı Okuyorsunuz...

Erzurumlu bir gün çok lüks bir otele gitmiş tam gece yatarken tuvalete gitmek istemiş.Gittiğinde tuvalete sıçmaya kıyamamış ve en iyisi çoraba sıçıp atmak demiş.
Adam işini gördükden sonra pencereyi açmış ve çorabı sallayıp dışarı atmış ama çorabın delik olduğundan haberi yokmuş adam yatmak için uzandığında tavanda bok görmüş ve oda hizmetlilerini çağırıp 5 milyon versem orayı temizlermisin? demiş.
Hizmetlide ben de sana 10 milyon versem oraya nasıl sıçtığını söylermisin? demiş.



.

Temel Fıkrası Adlı Fıkrayı Okuyorsunuz...

temelle dursun maça gitmişler dursunun işi çıkmış temeli bırakıp gitmiş temel maçı seyredip dursunun yanına gitmiş dursun demiş ne oldu maç temelde cevap verir ortaya bir karpuz koyuyiler depçik depçik depiyiler iki direk arasından geçince coool diye bağiriyiler demiş

 

Aynı Adlı Fıkrayı Okuyorsunuz...

bir gün kahvede alman ingiliz ve arap oturuyomuş. alman çayıiçtikten sonra bardağı fırlatmış ve silahıyla vurmuş kahveci ne yaptığını sorunca ' bizim orda o kadar çok bardak varki biz bir kere içtiğimiz bardakla bir daha içmeyiz ' demiş ingilizde çayını içtikten sonra bardağı havaya atıp vurmuş kahvaci ingilize sormuş ne yaptın diye ingilizde ' bizim orda o kadar çok bardak varki biz içtiğimiz bardakla bir daha içmeyiz ' demiş araptaçayını içmiş silahını çıkarıp alman ve ingilizi vurmuş kahveci ne yaptığını sorunca ' bizim orda o kadar çok kişi varki biz bir kere oturduğumuz kişiyle bir daha oturmayız ' demiş..

 

Karne Kavgası Adlı Fıkrayı Okuyorsunuz...

Bir gün bir çocuk elinde karne ile gelir.Babası karneyi alır derki: ----Oğlum bir dediğini iki etmiyoruz  bilgisayar dedin bilgisayar aldık ingilize kursu dedin gönderdik bu ne bedenden hariç hepsi 1 dir!!!Çocuk ise: ------Baba bu karneyi senin kitaplarının arasında buldum...

 

Roman Yazmış Adlı Fıkrayı Okuyorsunuz...

Bir akıl hastanesinde bir deli, öteki deliye:
- Ben bir roman yazdım, al oku; bakalım beğenecek misin, demiş.
Ve kendisine kalınca bir kitap vermiş.
Öteki deli, bir hafta boyunca okumuş romanı. Sonunda arkadaşı deliye:
- Romanın çok ilginç, demiş; yalnız biraz kalabalık, çok isim var içinde.
Kitabı veren deli:
- Al, demiş, ikinci cildini de oku.
Ve kalınca bir kitap daha vermiş.
Yine aradan bir zaman geçmiş. Romanın ikinci cildini de alan deli:
- Bunu da okudum, demiş; gerçekten çok ilginç ama, bu da çok kalabalık; çok isim var içinde...
O sırada akıl hastanesinin doktoru gelmiş üstlerine:
- Verin bakayım, demiş, o telefon rehberlerini. Ne zaman aldınız bunları; ben de kaç gündür onları arıyordum

 

Bozuk Para Adlı Fıkrayı Okuyorsunuz...

Bir adam birgün parasini bozdurmaya gitmis.Bir bakkala girmis. Abi su parayi bozarmisin?Adamda demisiki:_Hayir...Adam nedenini sormus bakkalcida söyle yanit vermis:_Bu parayi bozamam çünkü tamir parasini benden istersin yokyaaaaaaaa

 

Tembellik Yasası Adlı Fıkrayı Okuyorsunuz...

Madde 1 : İnsanlar yorgun doğar dinlenmek için yaşar.Madde 2 : Çalışmak yorar. Madde 3 : Gündüz dinlen ki gece rahat edesin.Madde 4 : Yatağını kendini sevdiğin gibi sev, içinden çıkamayacağın gibi yap.Madde 5 : Yarın yapabileceğin işi bugün yapma.Madde 6 : Bugünün işini yarına bırakma, erteleyebileceğin kadar ertele.Madde 7 : Dinlenen birini görünce otur ona yardım et.Madde 8 : Oturmak mümkünse ayakta durma, yatmak mümkünse oturma.Madde 9 : Tembellikten kimse ölmemişMadde 10 : Çalışma isteği duyunca biryere otur isteğin geçmesini bekle

 

Şaka Adlı Fıkrayı Okuyorsunuz...

Lazın biri, takasının içinde oturmuş, Allah a yal­ varmaktadır: — Allahum, bu cün tuttuğum ilk paluğu pi fakirevereceğum, der. Ve lâz oltasını atarak beklemeye başlar. Neden sonra oltayı çeker. Bakar ki bir de ne görsün? Ucunda koskocaman bir balık! — Haçan hiç pu da fakire verulur mu daa! Birden balık bir çırpınışta oltadan kurtulur ve denize atlar. Lâz üzgün ve şaşkın: — Allahum, ben şakacıktan demuştum daa... der.


.

« Önceki :: Sonraki »




Kardelen FM 'de Şu An

< Başlangıcı -->
Günlük Burç

TÜRK TELEKOM FATURA SORGULAMA
Hizmet No:
Ör: Telefon hizmeti için: 3121234567
Aşağıdaki resimde görülen güvenlik kodunu giriniz:
Soru ve Sorunlarınız için 444 1 444'ü arayınız.



Bu sayfada dakika saniye misafirim oldunuz .....

POQbum .com Graphics
POQbum .com Graphics
POQbum .com Graphics
POQbum .com Graphics
POQbum .com Graphics
POQbum .com Graphics
POQbum .com Graphics
POQbum .com Graphics
POQbum .com Graphics
POQbum .com Graphics
POQbum .com Graphics
POQbum .com Graphics
POQbum .com Graphics
POQbum .com Graphics
href="http://www.all-poq-here.com" _fcksavedurl="http://www.all-poq-here.com" _fcksavedurl="http://www.all-poq-here.com" _fcksavedurl="http://www.all-poq-here.com"> POQbum .com Graphics
POQbum .com Graphics
POQbum .com Graphics
POQbum .com Graphics
POQbum .com Graphics
POQbum .com Graphics
POQbum .com Graphics
POQbum .com Graphics
href="http://www.all-poq-here.com" _fcksavedurl="http://www.all-poq-here.com" _fcksavedurl="http://www.all-poq-here.com" _fcksavedurl="http://www.all-poq-here.com"> POQbum .com Graphics
POQbum .com Graphics
POQbum .com Graphics
POQbum .com Graphics
POQbum .com Graphics
POQbum .com Graphics
POQbum .com Graphics
POQbum .com Graphics
POQbum .com Graphics
POQbum .com Graphics