özgenin web sitesi - Blogcu


<

Prof. Dr. Kutlu Sevin

Kulak estetik ameliyatı, en sık kulak boyutunu küçültme ya da kepçe durumunu düzeltmek amacıyla yapılır. Plastik Cerrahide kulak kepçesinin normalden daha fazla öne doğru kıvrık olması durumuna "kepçe kulak" veya "yelken kulak" (protruding ear) adı verilmektedir. Kulak kepçesindeki Y şeklindeki kıvrımın yetersiz gelişmesi ya da düz olası, genellikle temel sebeptir. Günümüzde pek çok kişinin özellikle okula yeni başlayan çocukların en büyük komplekslerinden biri olan bu durum, kültürden kültüre farklılık gösterir. Kepeçe kulak batı toplumlarında alay konusu olmasına karşılık, Japonlarda sevimlilik ve güzellik belirtisi olarak kabul edilir.

Kepçe kulak halk arasında olması gerekenden daha büyük kulak olarak algılanır. Gerçekte bu doğru değildir. Kepçe kulak ile normal kulak arasında çok anormal bir büyüklük farkı yoktur. Esas sorun kepçe kulakta kıkırdağın kıvrık olması gereken bazı kısımlarının düz olmasıdır. Bunun sonucunda kulak kepçesi ile baş arasında normalden daha fazla bir açı oluşur ve kulak öne doğru kıvrıktır.  Kıkırdağın özellikle kulak kepçesinin üst kısmı normale göre daha düzdür.

Kepçe kulak ameliyatı bayan hastalar tarafından özellikle saçlarını toplayamama ya da topuz yapamama yakınması ile gündeme getirilir.  Erkeklerde ise yine saçını kısa kestirememe ençok belirtilen sebeptir.

Doğuştan ya da ailesel olabilen kepçe kulak, herhangi bir sebebe bağlı oluşmaz. Herhangi bir hastalık ya da bozukluk belirtisi değildir. Çocuk okul çağında ise aile, kepçe kulak durumunun çocuklarını etkileyip etkilemediğini araştırmalıdırlar. Çünkü bazen çocuk bunu dile getiremez ve ruhsal bunalıma girebilir. Eğer çocuğunuz bu durumdan şikayet ediyorsa mutlaka bir Plastik Cerrahi uzmanı ile görüşünüz. Ancak çocuk bu durumdan şikayetçi değilse aile acele etmemeli, çocuğu ameliyata zorlamamalıdır. Çünkü kulak ameliyatı her devrede yapılabilir. Özellikle tedaviyi ve ameliyatı kendi isteyen çocuklar tedavi sırasında daha uyumlu olmaktadırlar.


Kepçe Kulak Estetiği Ameliyat Sonrası

Prof. Dr. Kutlu Sevin

Kepçe Kulak ameliyatı sonunda her iki kulak üzerine baskılı bir sargı uygulanır. Ertesi gün hasta pansuman çağrılır. Ameliyat sonrası ilk gece bir miktar ağrı duyulabilir. Bunun için ağrı kesici ilaçlar kullanılır.

Ameliyatın ertesi gün sargı açıldıktan sonra birkaç gün süreyle kulakların üzerine gelecek şekilde tenisçi bandı ya da bayanların kullandığı saç bandı takılması tavsiye edilir. Saç bandı ne gevşek ne de çok sıkı olmamalıdır.

Ameliyat sonrasında 3-5 gün kulakta hafif bir şişlik ve kızarıklık olabilir, ancak bu süre sonunda tamamen düzelecektir.   Kulak estetik ameliyatları gerek iz kalmaması, gerekse lokal anestezi ile yapılıp kısa sürede iyileşmesi nedeniyle yüz güldürücü ameliyatlarımızdan birisidir.
 

.

Burun estetiği ameliyatı burun şeklinin cerrahi bir girişim ile yeniden biçimlendirilmesidir. Bu ameliyat ile büyük olan burun boyutları küçültülebilir, büyütülebilir, burun ucunuzun veya burun sırtının şekli değiştirilebilir, burun delikleri daraltılabilir veya burun ile üst dudak arası açıyı değiştirilebilir, burun sırtındaki kemik çıkıntılar alınarak düzeltilebilir. Burun estetiği ameliyatı sırasında, gelişimsel ya da çarpma sonucu oluşan deviasyonlar burun tıkanıklıkları düzeltilebilir. Burun estetiği ya da rinoplasti ameliyatı, fizik görünüşünüzü değiştirerek kendinize olan güveninizi arttırabilir, fakat size ideal görünümü vermesi mümkün olmayabilir veya diğer insanların size daha farklı davranmasına yol açmayabilir.

Burun organı yüzün merkezinde yer aldığından dolayı estetik görünüm açısından çok dikkati çekmektedir. Doğum veya doğum sonrası meydana gelen şekil bozuklukları sonrası kişi etrafından kırıcı ve alaycı davranışlarla karşılaşır. Kişide meydana gelen bu psikolojik baskıya dayanmak gerçekten çok güçtür.

Modern burun estetiği ya da  rinoplastideki eğilim, yapılan işlemlerin burundan nefes alıp vermeyi bozmadan, burnun her bölgesine dengeli ve rafine bir görünüm kazandırmaktır. Ayrıca estetik rinoplastide, yapıldığı belli olmayan, abartısız doğal bir burun görüntüsü amaçlanmalıdır. Ancak nadiren bazı hastalar burun estetiği ile burun ucunun daha fazla kaldırılmasını ya da burun sırtının daha fazla kavisli olmasını istemektedirler. Bu konuda en iyi uygulama, hastayla birlikte ayna karşısında hastanın parmak ucuyla burun ucunu kaldırması ve bu miktarın cetvelle ölçülmesi metodudur. Genellikle yapılacak işlemin zorluk derecesine göre burun estetiği ameliyatı ortalama bir-bir buçuk saat sürer. Ameliyat çok ince hassas aletlerle yapılır. Günümüzde artık rinoplasti, kemikleri kırma şeklinde değil çok hassas ince aletlerle milimetrik kesme ve törpüleme şeklinde yapılmaktadır. Bu şekilde burun dokularında oluşacak travma minimalize edilmekte, ameliyat sonrası ödem ve morluklar azalmakta, iyileşme süresi hızlanmaktadır.

Burun estetiği ameliyatı aynı zamanda bir sanattır. Ameliyat sonrası hangi burun ölçüsünün hastanın yüzüne uyacağını tahmin etmek çok kuvvetli bir sanatsal öngörü ve ayrıca tecrübeye dayalı beceri gerektirmektedir. Bu beceri yüzlerce burun ameliyatı yaptıktan sonra kazanılabilmektedir. Tecrübe ise, ameliyat sırasında karşılaşılabilecek beklenmeyen durumda ne yapılması gerektiğine cerrahın kısa sürede ve doğru karar vermesini sağlar. Her ameliyat cerrahın tecrübesini arttıracaktır. Tabii her vakadan bir ders çıkarmak, ameliyattan aylar sonra geri dönüp ameliyat öncesi ve sonrası resimleri karşılaştırıp o olgudan gerekli dersi çıkarmak şartıyla.

.

Kalp Hastalarının Hastalıkları gereği yaşam boyu dikkat etmeleri gereken bazı kurallar vardır.

Bunlar çoğu kez hastalar tarafından yeni bir yaşam şekli olarak algılanır. Mümkün olduğunca da uymaya özen gösterilir

Her mevsimin kendine özgü güzelliği ve özelliği vardır. Kışın karı ve soğuğu ile yazın sıcağı ve denizi bunların başında gelir.

Kalp Hastası olan kişi yazın ve denizini çok seviyor da olsa, kendini mümkün olduğunca sıcaktan ve yaz-deniz keyfi adına yorgunluktan korumalıdır. Bu nedenle sıcağın ve koruyucu hareketlerin sakıncalarına kısaca değinmek uygun olur.

Sıcaklık ve Deri
İnsanlar içinde bulundukları ortama uyum sağlamada kendilerine yardımcı olan donanımlara sahiptirler.

Çevrenin ve kendi vücut ısınlarının durumuna uyum sağlamada deri çok önemli bir rol oynar
Deri, damarlarının durumunu ihtiyaca göre ayarlayarak damarların genişlemesi veya damarların daralmasını sağlayarak çevrenin sıcağına uyum sağlar. Kişinin sıcağa uyum göstermesinde terleme ve titremeninde önemli bir ayarlayıcı rolü vardır.

Deri, normal koşullarda normal ısıdaki ve istirahatteki erişkin bir insanda kalp debisinin % de 5-10'u kadar bir kan taşır. Isının artmasıyla deri kanlanması artar.
Aşırı ısı artması hallerinde kap debisinin % 50-60'ı deriye gider. Bu gibi hallerde derinin Sempatik Vazokonstriktör sinirleri arayıcılığı ile çeşitli refleks yollar sayesinde dolaşım düzenlenmesi yapılarak kontrol altına alınır.

Yazın aşırı sıcaklarda, sıcağa uzun süre maruz kalmakla en sık görülen aşırı halsizlik, yorgunluk hatta bitkinlik düzeyindeki tablolardır. Sıcak Çarpması (Güneş Çarpması) bu durumlardan  biridir.

Ortamın ısısının artmasıyla kişinin deri ve çeşitli organlarında oluşan temel değişiklikleri şöyle özetleyebiliriz.

1- DOLAŞIMDA ,KANIN BÜYÜK KISMI DERİYE YÖNELDİĞİ İÇİN DERİNİN KAN AKIMI VE KAN MİKTARI ARTAR.
2- KALB DEBİSİ VE ATIM HACMİ AZALIR.
3- ARTERİYEL KAN BASINCI ( TANSİYON ) DÜŞER.
4- KARIN İÇ ORGANLARININ KANLANMASI AZALIR.
5- KASLARDA KAN AKIMI AZALIR.

Bu değişiklikler yorgunluk yaratabilecek düzeyde güç sarfiyatını gerektiren her türlü beden-sel faaliyette daha da artar.
Böyle durumlarda kalbin işinin artması dakikadaki atım sayısı-kasılması da artar.

Yukarıdaki açıklamaya çalışmaya çalıştığımız özelliklerden ötürü hipertansiyonlu, kalp yetmezlikli, koroner arter hastalıklı ve tedavi altındaki hastların şunlara dikkat etmleri uygun olur.
 

 FAZLA SICAĞA MARUZ KALMAYINIZ.
 YÜRÜYÜŞ VE GEZİNTİLERİNİZİ SABAH ERKEN VEYA AKŞAM SERİN SAATLERDE YAPINIZ.

 GÜNLÜK SU ALIMINIZ KISITLANMIŞ BİLE OLSA,YAZIN ÇOK SICAK ZAMANLARI_DA VE AŞIRI TERLEDİĞINİZ DÖNEMLERDE SU KAYBINIZ ARTACAĞI İÇİN YETERLİ SUYUNUZU (GÜNDE ORTALAMA 2-2,5 LİTRE)

 TERLE BİRLİKTE VÜCUDUN ELEKTROLİT KAYBI, ÖZELLİKLE SODYUM (TUZ) KAYBI FAZLA OLACAĞI İÇİN-TUZ KISITLAMALI BİR REJİM İÇİNDEYSENİZ DOKTORUNUZUN FİKRİNİ ALARAK YEMEKLERİNİZE BİRAZ TUZ İLAVE EDEBİLİRSİNİZ.

 DENİZ KIYISINDA TATİLDE İSENİZ, KUMDA YATIP, GÜNEŞ BANYOSU YAPMAYINIZ. DENİZE SABAH VEYA AKŞAM ÜZERİ GİRİNİZ. DENİZDE UZUN SÜRE YÜZMEYİNİZ.

 EGER DENİZDE DALMA ALIŞKANLIĞINIZ VARSA DALMAYINIZ.

 TOK KARNINA DENİZE GİRMEYİNİZ.

 FAZLA YAGLI, KIZARTMALI, AĞIR GIDALAR YERİNE, BOL SEBZE, HAŞLAMA VEYA IZGARA, HAFİF GIDALAR TERCİH EDİNİZ. EĞER DİABETES MELLİTUSUNUZ (ŞEKER HASTALIĞI) YOKSA BOL MEYVA YİYİNİZ.

 BACAKLARINIZDA KRONİK VENÖZ YETMEZLİK (VARİS) VARSA, DENİZDE BELİNİZE KADAR OLAN BİR SU SEVİYESİNDE YÜRÜYÜŞ YAPINIZ. ASLA KUM BANYUSU YAPMAYINIZ.

 HİPERTANSİYONLU İSENİZ, TANSİYON İLACINIZ FAZLA GELEBİLİR, DOZUNU DOKTORUNUZA TEKRAR SORUNUZ.

 AŞIRI SICAKLARDA RİTM BOZUKLUKLARI OLABILİR.

 BU KURALLARA UYMADIĞINIZ TAKDİRDE HANGİ SEBEPLE MEYDANA GELMİŞ OLURSA OLSUN KALB YETERSİZLİGİNİZ KAYBOLMUŞKEN YENİDEN ORTAYA ÇIKABİLİR, HAFİFLEMİŞKEN AĞIRLAŞABİLİR.

 SÜKÜN BULMUŞ, KAYBOLMUŞ KALB AĞRILARINIZ (ANGİNA PECTORİS) YENİDEN BAŞLAYABİLİR.

 DENİZ VE SICAĞA KARŞILIK SERİN YAYLA TATİLİNİ TERCİH EDEBİLİRSİNİZ

.

Diyabet nedir? Nasıl meydana gelir?
Diyabet, başta karbonhidratlar olmak üzere protein ve yağ metabolizmasını ilgilendiren bir metabolizma hastalığıdır ve kendisini kan şekerinin sürekli yüksek olması ile gösterir. Diyabet hastalarındaki temel metabolik bozukluk, kan yoluyla taşınan glükozun (şekerin) hücrelerin içine girememesidir. Normal koşullarda besinlerden elde edilen veya karaciğerdeki depolardan kana salınan glükoz pankreas tarafından salgılanan İNSÜLİN hormonunun yardımıyla hücre içine girer ve orada yakılarak enerjiye dönüşür. Hücrelerin üzerinde değişik maddelerin girmesine izin verilen kapılar vardır. Bu kapılar normalde kilitlidirler ve uygun anahtar varlığında açılırlar. Diyabet, hücrelerin üzerindeki glükoz kapısının açılamaması durumudur. Bu örnekten ilerlersek diyabet, anahtar işlevi gören İNSÜLİN hormonu yetersizliğine ve/veya insülinin etkilediği reseptörlerin (hücre kapısındaki kilidin) bozukluğuna bağlı gelişmektedir.


Kaç tip diyabet vardır? Diyabet sıklığı ne kadardır?
Nedenlerine göre bir çok diyabet tipi olmakla birlikte diyabet vakalarının çok büyük bir kısmını Tip 1 ve Tip 2 diyabet vakaları oluşturmaktadır.


Tip 1 Diyabet
Daha çok çocuklarda ve genç erişkinlerde görülür. Tip 1 diyabet, pankreasta bulunan ve insülin üreten beta hücrelerinin otoimmün bir süreç (vücudun bağışıklık sisteminin kendi hücrelerini tanıyamaması) sonunda zedelenmesi ile meydana gelmektedir. Mutlak veya görece bir insülin yetersizliği olduğundan hastalar ömür boyu insülin hormonunu dışarıdan (enjeksiyon yoluyla) almak zorundadırlar. Bu nedenle Tip 1 diyabet İnsüline Bağımlı Diyabet (Insulin Dependent Diabetes Mellitus=IDDM) olarak da isimlendirilmektedir. Genel olarak toplumdaki diyabet vakalarının %10’unu Tip 1 Diyabet vakaları oluşturmaktadır. Çocukluk çağında Tip 1 diyabet sıklığı ülkeler (bölgeler) arasında farklılık göstermekte ve her yıl 15 yaş altındaki 100.000 çocuktan 1-42’sinde diyabet gelişmektedir. Tip 1 diyabet genel olarak kuzey ülkelerinde daha sık görülmektedir.


Tip 2 Diyabet
Sıklıkla erişkinlerde ve şişman (obes) kişilerde görülmektedir. Tip 2 diyabetli hastalarda insülin salgılanmasındaki yetersizlikten çok dokulardaki insülin reseptörlerindeki direnç (rezistans) sonucunda glükoz metabolizması bozulmaktadır. Tip 2 diyabetin kuvvetli bir genetik yatkınlık zemininde geliştiği bilinmekle birlikte, genetik mekanizmalar tam olarak aydınlatılamamıştır. Tip 2 diyabetliler hastalıklarının başlangıcında ve sıklıkla çok uzun bir süre insülin ihtiyacı olmaksızın yaşamlarını sürdürebilmektedirler. Bu nedenle Tip 2 diyabet İnsüline Bağımlı Olmayan Diyabet (Non-Insulin-Dependent Diabetes Mellitus= NIDDM) olarak da isimlendirilmektedir. Genel olarak erişkin nüfusta %4-8 oranında Tip 2 diyabet görülmektedir.


Diyabetin bulguları nelerdir?
Diyabete bağlı klinik bulgular vücuttaki karbonhidrat, protein ve yağ metabolizmasının bozulmasına bağlıdır. İnsülin eksikliği ve/veya insülin direnci nedeniyle hücrelere giremeyen glükoz belli bir serum düzeyini (180mg/dl) aştığında idrarla atılmaya başlar. Böbreklerden atılan glükoz beraberinde sıvı atılımını da arttırır ve sonuçta ÇOK VE SIK İDRAR YAPMA (POLİÜRİ) olur. Vücut, poliüri ile olan sıvı kaybını karşılamak için ÇOK SU İÇİLİR ve bu da POLİDİPSİ olarak isimlendirilir. Organizma, enerji kaynağı olarak glükozu kullanamayınca bir taraftan İŞTAH ARTAR diğer taraftan yedek enerji depoları olan yağlar ve proteinler yıkılmaya başlar ve bunun sonucunda iştah artmasına rağmen KİLO KAYBI olur. Bu klasik bulguların dışında diyabet hastalarında ÇABUK YORULMA, GÖRME BULANIKLIĞI, SIK DERİ ENFEKSİYONU, KADINLARDA VAJİNAL MANTAR ENFEKSİYONU gibi bulgular da görülür.

Diyabet tanısı nasıl konur?
Diyabet tanısı, çeşitli uluslararası kuruluşların (WHO, Amerikan Ulusal Diyabet Veri Gurubu=NDGG) belirlediği ölçütlere göre konmaktadır. Bu ölçütler:


 Klasik diyabet bulguları olan bir kişide herhangi bir zamanda ölçülen plazma glükoz düzeyinin 200 mg/dl'ye eşit ya da üzerinde olması,
 En az 8 saatlik aç (kalori almayan) bir kişide plazma şekerinin 140 mg/dl'ye eşit ya da üzerinde olması. Yakın zamanda Amerikan Diyabet Birliği açlık kan kekeri sınırını 126 mg/dl'ye eşit ya da üzerinde olarak belirlemiştir.

 Şeker yükleme testinde (OGTT) 2. saatdeki plazma glükoz düzeyinin 200 mg/dl'ye eşit ya da üzerinde olması.

Gizli şeker nedir?
Halk arasında gizli şeker olarak isimlendirilen durum, normal glükoz dengesi ile diyabet arasındaki metabolik durumu ifade etmektedir. Normalde açlık plazma şekerinin 110 mg/dl olması gerekmektedir. İşte açlık plazma şekerinin 110 mg/dl'nin üzerinde fakat 140 mg/dl'nin altında (yeni kriterlere göre 126 mg/dl) olması bozuk glükoz toleransı olarak tanımlanmaktadır. Benzer şekilde şeker yükleme testi yapılan kişilerde 2. Saatdeki plazma glükoz düzeyininin 140 mg/dl'nin üzerinde fakat 200 mg/dl'nin altında olması da bozuk glükoz toleransı olarak isimlendirilmektedir. Bu durumdaki kişilerin gün boyu kan şekerleri normaldir ve diyabetin klasik bulguları görülmez. Bununla birlikte bu kişiler Tip 2 diyabet için en riskli grupta olduklarından yaşam biçimlerini yeniden düzenlemeleri gereklidir.

.

Diyabet nedir? Nasıl meydana gelir?
Diyabet, başta karbonhidratlar olmak üzere protein ve yağ metabolizmasını ilgilendiren bir metabolizma hastalığıdır ve kendisini kan şekerinin sürekli yüksek olması ile gösterir. Diyabet hastalarındaki temel metabolik bozukluk, kan yoluyla taşınan glükozun (şekerin) hücrelerin içine girememesidir. Normal koşullarda besinlerden elde edilen veya karaciğerdeki depolardan kana salınan glükoz pankreas tarafından salgılanan İNSÜLİN hormonunun yardımıyla hücre içine girer ve orada yakılarak enerjiye dönüşür. Hücrelerin üzerinde değişik maddelerin girmesine izin verilen kapılar vardır. Bu kapılar normalde kilitlidirler ve uygun anahtar varlığında açılırlar. Diyabet, hücrelerin üzerindeki glükoz kapısının açılamaması durumudur. Bu örnekten ilerlersek diyabet, anahtar işlevi gören İNSÜLİN hormonu yetersizliğine ve/veya insülinin etkilediği reseptörlerin (hücre kapısındaki kilidin) bozukluğuna bağlı gelişmektedir.


Kaç tip diyabet vardır? Diyabet sıklığı ne kadardır?
Nedenlerine göre bir çok diyabet tipi olmakla birlikte diyabet vakalarının çok büyük bir kısmını Tip 1 ve Tip 2 diyabet vakaları oluşturmaktadır.


Tip 1 Diyabet
Daha çok çocuklarda ve genç erişkinlerde görülür. Tip 1 diyabet, pankreasta bulunan ve insülin üreten beta hücrelerinin otoimmün bir süreç (vücudun bağışıklık sisteminin kendi hücrelerini tanıyamaması) sonunda zedelenmesi ile meydana gelmektedir. Mutlak veya görece bir insülin yetersizliği olduğundan hastalar ömür boyu insülin hormonunu dışarıdan (enjeksiyon yoluyla) almak zorundadırlar. Bu nedenle Tip 1 diyabet İnsüline Bağımlı Diyabet (Insulin Dependent Diabetes Mellitus=IDDM) olarak da isimlendirilmektedir. Genel olarak toplumdaki diyabet vakalarının %10’unu Tip 1 Diyabet vakaları oluşturmaktadır. Çocukluk çağında Tip 1 diyabet sıklığı ülkeler (bölgeler) arasında farklılık göstermekte ve her yıl 15 yaş altındaki 100.000 çocuktan 1-42’sinde diyabet gelişmektedir. Tip 1 diyabet genel olarak kuzey ülkelerinde daha sık görülmektedir.


Tip 2 Diyabet
Sıklıkla erişkinlerde ve şişman (obes) kişilerde görülmektedir. Tip 2 diyabetli hastalarda insülin salgılanmasındaki yetersizlikten çok dokulardaki insülin reseptörlerindeki direnç (rezistans) sonucunda glükoz metabolizması bozulmaktadır. Tip 2 diyabetin kuvvetli bir genetik yatkınlık zemininde geliştiği bilinmekle birlikte, genetik mekanizmalar tam olarak aydınlatılamamıştır. Tip 2 diyabetliler hastalıklarının başlangıcında ve sıklıkla çok uzun bir süre insülin ihtiyacı olmaksızın yaşamlarını sürdürebilmektedirler. Bu nedenle Tip 2 diyabet İnsüline Bağımlı Olmayan Diyabet (Non-Insulin-Dependent Diabetes Mellitus= NIDDM) olarak da isimlendirilmektedir. Genel olarak erişkin nüfusta %4-8 oranında Tip 2 diyabet görülmektedir.


Diyabetin bulguları nelerdir?
Diyabete bağlı klinik bulgular vücuttaki karbonhidrat, protein ve yağ metabolizmasının bozulmasına bağlıdır. İnsülin eksikliği ve/veya insülin direnci nedeniyle hücrelere giremeyen glükoz belli bir serum düzeyini (180mg/dl) aştığında idrarla atılmaya başlar. Böbreklerden atılan glükoz beraberinde sıvı atılımını da arttırır ve sonuçta ÇOK VE SIK İDRAR YAPMA (POLİÜRİ) olur. Vücut, poliüri ile olan sıvı kaybını karşılamak için ÇOK SU İÇİLİR ve bu da POLİDİPSİ olarak isimlendirilir. Organizma, enerji kaynağı olarak glükozu kullanamayınca bir taraftan İŞTAH ARTAR diğer taraftan yedek enerji depoları olan yağlar ve proteinler yıkılmaya başlar ve bunun sonucunda iştah artmasına rağmen KİLO KAYBI olur. Bu klasik bulguların dışında diyabet hastalarında ÇABUK YORULMA, GÖRME BULANIKLIĞI, SIK DERİ ENFEKSİYONU, KADINLARDA VAJİNAL MANTAR ENFEKSİYONU gibi bulgular da görülür.

Diyabet tanısı nasıl konur?
Diyabet tanısı, çeşitli uluslararası kuruluşların (WHO, Amerikan Ulusal Diyabet Veri Gurubu=NDGG) belirlediği ölçütlere göre konmaktadır. Bu ölçütler:


 Klasik diyabet bulguları olan bir kişide herhangi bir zamanda ölçülen plazma glükoz düzeyinin 200 mg/dl'ye eşit ya da üzerinde olması,
 En az 8 saatlik aç (kalori almayan) bir kişide plazma şekerinin 140 mg/dl'ye eşit ya da üzerinde olması. Yakın zamanda Amerikan Diyabet Birliği açlık kan kekeri sınırını 126 mg/dl'ye eşit ya da üzerinde olarak belirlemiştir.

 Şeker yükleme testinde (OGTT) 2. saatdeki plazma glükoz düzeyinin 200 mg/dl'ye eşit ya da üzerinde olması.

Gizli şeker nedir?
Halk arasında gizli şeker olarak isimlendirilen durum, normal glükoz dengesi ile diyabet arasındaki metabolik durumu ifade etmektedir. Normalde açlık plazma şekerinin 110 mg/dl olması gerekmektedir. İşte açlık plazma şekerinin 110 mg/dl'nin üzerinde fakat 140 mg/dl'nin altında (yeni kriterlere göre 126 mg/dl) olması bozuk glükoz toleransı olarak tanımlanmaktadır. Benzer şekilde şeker yükleme testi yapılan kişilerde 2. Saatdeki plazma glükoz düzeyininin 140 mg/dl'nin üzerinde fakat 200 mg/dl'nin altında olması da bozuk glükoz toleransı olarak isimlendirilmektedir. Bu durumdaki kişilerin gün boyu kan şekerleri normaldir ve diyabetin klasik bulguları görülmez. Bununla birlikte bu kişiler Tip 2 diyabet için en riskli grupta olduklarından yaşam biçimlerini yeniden düzenlemeleri gereklidir.

.

« Önceki :: Sonraki »




Kardelen FM 'de Şu An

< Başlangıcı -->
Günlük Burç

TÜRK TELEKOM FATURA SORGULAMA
Hizmet No:
Ör: Telefon hizmeti için: 3121234567
Aşağıdaki resimde görülen güvenlik kodunu giriniz:
Soru ve Sorunlarınız için 444 1 444'ü arayınız.



Bu sayfada dakika saniye misafirim oldunuz .....

POQbum .com Graphics
POQbum .com Graphics
POQbum .com Graphics
POQbum .com Graphics
POQbum .com Graphics
POQbum .com Graphics
POQbum .com Graphics
POQbum .com Graphics
POQbum .com Graphics
POQbum .com Graphics
POQbum .com Graphics
POQbum .com Graphics
POQbum .com Graphics
POQbum .com Graphics
href="http://www.all-poq-here.com" _fcksavedurl="http://www.all-poq-here.com" _fcksavedurl="http://www.all-poq-here.com" _fcksavedurl="http://www.all-poq-here.com"> POQbum .com Graphics
POQbum .com Graphics
POQbum .com Graphics
POQbum .com Graphics
POQbum .com Graphics
POQbum .com Graphics
POQbum .com Graphics
POQbum .com Graphics
href="http://www.all-poq-here.com" _fcksavedurl="http://www.all-poq-here.com" _fcksavedurl="http://www.all-poq-here.com" _fcksavedurl="http://www.all-poq-here.com"> POQbum .com Graphics
POQbum .com Graphics
POQbum .com Graphics
POQbum .com Graphics
POQbum .com Graphics
POQbum .com Graphics
POQbum .com Graphics
POQbum .com Graphics
POQbum .com Graphics
POQbum .com Graphics